Teknoloji doğayı taklit ediyor



İnsanlık tarihinde dönüm noktası olan çoğu şeyin mucidi doğanın ta kendisi. Doğanın insan tarafından taklit edilmesi anlamına gelen biomimikri, insan icatlarını sorgulatıyor. İlkçağlardan bu yana doğayı gözlemleyen insanoğlu için esasında değişen bir şey yok. İlk aletleri yaparken hayvanların pençelerini nasıl kullandığına bakan ve kazı aletlerini şekillendiren insanın yaptığıyla modern insanın yaptığı arsasında temelde bir fark yok. İlkel insan kendi basit teknolojisini üretirken doğayı taklit ediyordu, modern insan ise karmaşık problemlerinin üstesinden gelmek için yine doğayı taklit ediyor. Türkçe karşılığı biotaklit olan biomimikri, ilk olarak bir yazar ve bilim gözlemcisi olan Janine Benyus tarafından ortaya atılmış bir kavram. Biomimikri yaklaşımıyla gerçekleştirilen üretimler özellikle robot teknolojisi, nanoteknoloji, yapay zeka geliştirmeleri, tıbbi endüstri ve askeri donanım alanlarında kullanılıyor.

İnsanların doğayı taklit ederek yaptıkları mekanizma, sistem ve aletlerin tümünü ifade eden biomimikrinin en bilinen örneği uçaklar… İlk uçağın, kuşların ve yarasaların uçuş sisteminden esinlenerek tasarlandığını biliyoruz. Biraz araştırıldığında ise kertenkele, tavuskuşu, sinek ve timsah da karşımıza birer mucit olarak çıkıyor. Örneğinin vites kutusunu ilk keşfedenler sinekler! Fiberglas teknolojisini ise timsahlara borçluyuz! Doğadaki birçok canlı, yeni teknolojilerin tasarlanmasında ve geliştirilmesinde birer ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Özellikle robot teknolojisi, böceklerin vücut yapılarından ilham alarak ilerliyor. Bilime ilham veren canlılar böcekler ve kuşlarla sınırlığı değil. Bilim insanları yaşamımızı kolaylaştırmak yönünde canlıların gizemini araştırmaya devam ediyor. Örneğin kutup balıkları ve kurbağaların donduktan sonra yeniden hayata dönebilmeleri ve donma nedeniyle organlarının zarar görmemesinin gizemi çözüldüğünde insanlık ölümsüzlüğe bir parça daha yaklaşmış olacak. Günümüzde en gelişmiş helikopterlerden bile daha iyi bir manevra kapasitesine sahip yusufçuklar, yuvalarında kurdukları havalandırma sistemleriyle enerji tasarrufu konusunda uzman olan termitler, çeşitli kimyasalları bir araya getirerek ışık saçmayı başarabilen algler, hepsi insanoğlunun bugünkü teknolojisinin ilerisinde becerilere sahip. Biomimikri, bu becerilerin sırrını keşfederek yeni icatların ortaya konulmasını amaçlıyor.

Uçan ve yüzen radar sistemleri

Bugün kullandığımız radar sistemlerinin mucidi yarasalar. Görme duyuları gelişmemiş olan yarasalar, saniyede 20 bin defa titreşen ses dalgalarıyla yönlerini buluyor. Yarasanın ürettiği yüksek titreşimli ses dalgaları önünde ilerliyor ve karşısına çıkan her şeye çarparak yarasaya geri dönüyor. Yarasanın gözleri göremese de önünde olan bitenin haritasını çıkarıyor. Bugün kullanılan radar teknolojisi de aynı mantığa dayanıyor. Yunuslar ise benzer bir teknolojiyi su altında kullanıyorlar. Sualtında yüksek titreşimde ses dalgaları gönderen yunuslar, önlerinde olan biten her şeyi fark edebiliyorlar. Ayrıca geri dönen ses dalgaları sayesinde önlerindeki cismin yönünü, hızını, büyüklüğünü ve biçimini de algılayabiliyorlar.

İklimledirme uzmanı

Biomimikri, mimariyi de yakından etkiliyor. Örneğin Zimbabwe’de yer alan Eastgate Centre bir mimarın elinden çıkmış olsa da iklimlendirme çalışmalarında görev alan mühendislerin termitler olduğunu söylemek iddialı olmaz. Bina, termit yuvalarındaki havalandırma sistemleri model alınarak inşa edildiğinden aynı yuvalar gibi doğal bir soğutma sistemine sahip. Aynı zamanda dünyanın ilk doğal soğutmalı yapısı unvanını da taşıyor. Binada kullanılan alçak hava basıncına sahip noktalarda kurulan bacaların, dışarıdaki hava akımını içeri yönlendirmesiyle soğutulması fikri bizzat termitlere ait. Termit yuvalarından aşina olduğumuz bacaların bir benzeri binada kullanılarak önemli bir enerji tasarrufu da sağlanmış.

Pipetin mucidi kelebek

Ucuna yakın bir noktada helezon biçiminde yaya sahip olan pipetler, kelebeklerin hortumundan başka bir şey değil. Çiçeklerin özünü toplamak için helezon biçiminde hortum geliştiren kelebekler, öz toplama sırasında bu helezonu açarak çiçeğin dibine kadar uzatabiliyorlar. İşleri bittiğinde de tekrar toplayabilme yeteneğine sahipler. İçeceklerimiz için kullandığımız pipetler de kelebeklerin hortumu gibi gerektiğinde uzatılan, farklı yönlere doğru esneyebilen ve tekrar toplanabilen bir yapıya sahip.

Tam otomatik sinekler

Otomobillerimizde hız değişimi için gerekli olan viteslerin patenti, hiç beklenmedik bir canlıya ait. Özellikle sıcak yaz gecelerinde oradan oraya uçarak bizleri rahatsız eden sinekler… Üstelik birçok kez onları yakalamak da mümkün olmuyor. Neden, çünkü ani hız değiştirebiliyorlar. Normal bir hızda uçarken üç aşamalı bir hız değişimi gerçekleştirebilen sinekler, doğal bir vitese sahip olan ilginç canlılar. Bu sistem sayesinde en verimli biçimde aniden hızlanabiliyor ve hızlarını kesebiliyorlar.

Bot giyen keçiler

Dağcıların buzda, karda ve dik yamaçlarda kaymadan yürüyebilmeleri için üretilen botlar doğal olarak bu işin profesyonellerinden ilham alıyor. Dağ keçileri… Dağ keçisinin sarp kayalıklarda yürümeye uygun toynakları dağcıların giydiği botların ilham kaynağı. Bu botların tabanları keçilerin toynaklarının taklit edilmesiyle oluşturulmuş.

Uçan köpekbalığı

Köpekbalığının deri özelliklerini içeren nanoparçacıklarla üretilen boyalar uçak teknolojisi için bir milat sayılabilir. Sürtünmeyi azaltan bu boyalar, aynı zamanda kızılötesi radyasyona ve basınca da dayanıklı. Kepökbalığı derisini taklit eden boya, sürtünmeyi azaltarak yakıt tüketiminde de büyük tasarruf sağlıyor. Biliminsanları, dünyadaki tüm uçakların bu boyayla boyanması halinde yılda yaklaşık beş milyon ton yakıt tasarrufu sağlanabileceğini öngörüyor.